Sanatçı Gamze Altun’un “Kadın Fısıltıları” isimli resim sergisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Mermer Salon Sanat Galerisi’nde açıldı.
Türkiye’de kadın olmanın zorluklarına dikkat çekmek için sergisini “Kadın” teması üzerinden hazırladığını belirten Altun; kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığını söyleyerek ruhen, bedenen ve ekonomik olarak şiddete maruz kalan tüm kadınların sesi olabilmek adına farkındalık kazandırmayı amaçladığını dile getirdi. Altun’un 1 senelik çalışmanın ardından ortaya çıkan sergi, sanatçıya ait 43 parça eserle birlikte hazırlandı.
Sanatçı Gamze Altun, sergiyle ilgili görüş ve düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:
“Sergimi kadınlar üzerine yapmak istedim, çünkü kadın, güç, sevgi, şefkat, liderlik ve dayanışma gibi pek çok özelliği içinde barındıran bir varlıktır. Kadınların toplumsal hayattaki rolü, sadece bir cinsiyet kimliği değil, aynı zamanda bir insanlık ve eşitlik mücadelesinin simgesidir. Kadın, aynı zamanda bir toplumda belirli roller, normlar ve beklentiler çerçevesinde şekillenen bir kimliktir. Kadına yönelik şiddet, dünyada ve ülkemizde oldukça ciddi ve yaygın bir sorun olmaya devam etmektedir. Kadına yönelik şiddet, sadece kadının bedenine değil, ruhuna da zarar verir. Kaçırmamanız gerektiğine inandığım bu sergi, sanatın ruhunu hissetmek; sanatın gücünü, insan ruhunun derinliklerini ve farklı bakış açılarını keşfetmeye yönelik önemli bir adım olacaktır. Sergiyi gezmeniz ve her bir eserin sizin için ne ifade ettiğini keşfetmenizi diliyorum.”
Altun’un sergisinin, kadına yönelik şiddet konusundaki toplumsal duyarlılığı artırmak için sanatı bir araç olarak kullanması önemli bir yaklaşım. Beyin fırtınası yaparken, sanatın toplumsal sorunları gündeme getirmekte nasıl güçlü bir mecra olabileceğini tartışabiliriz. Özellikle, şiddetin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve ekonomik etkileri üzerinde nasıl durulabileceğini ve bunları sergiye nasıl yansıtabileceğini keşfetmek yararlı olabilir.
Gamze Altun’un sergisinde kadın kimliği, sadece bir cinsiyet kimliği değil, aynı zamanda bir eşitlik ve insan hakları mücadelesinin sembolü olarak işleniyor. Kadınların toplumsal rollerinin, normlar ve beklentiler çerçevesinde nasıl şekillendiği üzerine beyin fırtınası yapılabilir.