Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın yatırımcıları için oldukça zor bir hafta geride kalıyor. Normal şartlarda değerli metali desteklemesi beklenen gelişmeler peş peşe yaşandı. ABD Merkez Bankası (Fed) faizleri sabit tuttu, tahvil getirileri sert şekilde geriledi, dolar da son dönemde ulaştığı yüksek seviyelerden uzaklaştı. Ancak bütün bunlar altındaki düşüşü durdurmaya yetmedi.
Ons altın, haftayı yaklaşık yüzde 3 kayıpla tamamlamaya hazırlanırken 3 bin 900 doların altına gerileyerek 12 ayı aşkın sürenin en düşük seviyesini gördü. Piyasalardaki bu tablo, altının yatırımcıları en çok şaşırtan özelliklerinden birini yeniden gündeme getirdi. Çünkü altını desteklemesi gereken koşullar, bu kez fiyatların yükselmesini sağlayamadı.

Normal koşullarda ABD dolarının değer kaybetmesi ve tahvil faizlerinin gerilemesi, altın fiyatları için olumlu kabul ediliyor. Faiz getirisi bulunmayan altın, tahvillerin sunduğu getirinin azalmasıyla yatırımcılar açısından daha cazip hale geliyor. Doların zayıflaması da değerli metale yönelik talebi destekleyebiliyor.
Ancak bu kez beklenen olmadı. Altın fiyatları, hem dolardaki düşüşe hem de tahvil getirilerindeki gerilemeye rağmen satış baskısından kurtulamadı. Bunun arkasında ise yatırımcıların bugünkü piyasa koşullarından çok Fed'in önümüzdeki dönemde atacağı adımlara odaklanması yatıyor.
Fed'in faizleri değiştirmemesi ilk bakışta altın açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Ancak merkez bankasının para politikasındaki sıkı duruşunu koruyacağı beklentisi bu iyimserliği gölgede bıraktı. Fed Başkanı Kevin Warsh, çarşamba günü yaptığı açıklamada enflasyonun yüzde 2 hedefine indirilmesi konusundaki kararlılıklarını sürdürdüklerini vurguladı.
Üstelik ABD ekonomisinden gelen veriler de Fed'in elini güçlendiriyor. ABD ekonomisinin üçüncü çeyrekte yüzde 3,4 büyümesi ve iş gücü piyasasının görece dirençli kalması, merkez bankasının sıkı para politikasından hızla vazgeçmesini gerektiren baskıyı azaltıyor.
Yani Fed faiz artışlarına ara vermiş olabilir, ancak sıkılaşma sürecinin tamamen sona erdiğini söylemek için henüz erken.

Altın piyasasındaki bir başka çelişki de Orta Doğu'daki gelişmelerde ortaya çıkıyor. İran ile devam eden savaş, küresel enerji piyasalarındaki dengeleri bozmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi ise enflasyon üzerindeki baskıyı artırıyor.
Normalde jeopolitik gerilimler ve yükselen enflasyon, güvenli liman olarak görülen altına talebi artıran unsurlar arasında yer alıyor.
Ancak mevcut koşullarda bunun tam tersi yaşanıyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu beslemesi, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutmak zorunda kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Bu da altının önündeki en büyük engellerden birine dönüşüyor. Kısacası altını desteklemesi beklenen savaş ve enflasyon endişeleri, para politikası üzerindeki etkileri nedeniyle değerli metalin aleyhine işliyor.
Altın fiyatlarını belirleyen temel dinamiklerde de dikkat çekici bir değişim yaşanıyor.
Yatırımcılar artık yalnızca doların veya tahvil getirilerinin mevcut seviyesine bakmıyor. Fed'in gelecek aylarda nasıl bir para politikası izleyeceği, fiyatlamalarda daha belirleyici hale geliyor.
Özellikle yüksek faizlerin uzun süre korunabileceği beklentisi, altının güvenli liman özelliğinin önüne geçmiş durumda. Bu nedenle doların gerilemesi ve tahvil getirilerindeki düşüş bile değerli metalde güçlü bir toparlanma yaratamıyor.