Kadıköy’de 2010 yılında çıkan büyük yangında alevlere teslim olan Sultan 2. Abdülhamid Han'ın emaneti Haydarpaşa Garı'nda 2016 yılında başlayan restorasyon çalışmaları hala tamamlanmadı. Aradan geçen 13 yıla rağmen açılamayan tarihi yapı havadan görüntülendi.
Haydarpasa Gari, 2010 yilinda çatisinda çikan yanginda büyük hasar aldi. Restorasyonu 2016 yilinda baslanan tarihi yapi aradan 7 yil geçmesine ragmen açilamadi. Havadan görüntülenen 13 yildir kapali olan tarihi yapinin dis cephesinde ve müstemilat kisimlarinda çalismalarin devam ettigi görüldü.
Haydarpasa Gari'nin tarihini anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, "Haydarpasa Gari özellikle Istanbul’un sembolik mekanlarindan bir tanesi. Istanbul’un belirgin siluetlerinden bir tanesi. Ayni Galata Kulesi, Kiz Kulesi gibi Haydarpasa Gari da biraz daha 1800’lü yillarin sonuna dogru yapilmis.
Istanbul’un kisa sürede ayrilik ve birlesme noktasi oldugu için belirgin sembollerinden olarak göz önünde olmaya baslamis. Haydarpasa Gari, 1873 yilinda Sultan 2. Abdülhamid Han'in hemen tahta geçmesinden önce Izmit ile biraz daha Haydarpasa’nin oldugu yerdeki baglantiyi saglama amaçli bir tren istasyonu olarak yapiliyor.
Fakat asil ününü 1908 yilinda Sultan 2. Abdülhamid Han'in son dönemindeki açilisiyla kazaniyor. Orasi yük trenlerinin ve yolcu tasiyan trenlerin baslangiç noktasi olmasi hasebiyle Anadolu’nun içlerine dogru tasiniyor. Sultan 2. Abdülhamid Han'in Hicaz tren yolunun baslangiç noktasi olarak Haydarpasa Gari bir anda göz önüne gelmis oluyor.
Hicaz tren yolu ne anlama geliyor onu anlamak lazim. Buradan ihramlarla trene biniyorsunuz, Kabe-i Serif'e, Mekke’ye, Medine’ye 3 gün gittiginiz aslinda Istanbul’dan Kabe’ye baglantinin oldugu nokta Istanbul. O yüzden Harem ismiyle aniliyor. Ihrama girilen yer. Sonradan burasi Anadolu’nun içleriyle olan baglantiyi saglamasi hasebiyle Istanbul’un Anadolu’ya ulasan bir yüzü olmus. Ve Haydarpasa Gari insanlarin mutluluklarinin, kavusma anlarinin ve ayriliklarinin bir sembolü olarak Kurtalan Ekspres diye kayitlarda geçiyor. 2 Alman mimar tarafindan yapiliyor o yüzden birazcik mimarisi de tuhaf. Mimarisi neoklasik diye geçiyor. Yaklasik 4 bin metrekarelik bir alana yüksek kulelerle, 25’e yakin odalarla konumlandirilmis” dedi.
Tarihi yapinin isminin Sultan 3. Selim döneminde devlet adami olan Haydar Pasa’dan geldigini anlatan tarihçi Bilgi, "Isminin Haydarpasa Gari olmasinin sebebi de 3. Selim döneminde Selimiye Kislasi yapiliyor.
Haydarpasa Gari’nin arka tarafinda bulunan yere. Haydar Pasa, 3. Selim’in Selimiye Kislasi'ni yaptiran kisilerden biridir. Üstün emeginden dolayi 3. Selim orada bir yerleske veriyor kendisine ve kisa sürede semt Haydarpasa ismiyle aniliyor. Sonrasinda bu semte yapilan gar da Haydarpasa Gari olarak aniliyor" ifadelerini kullandi.
Tarihi yapida çikan yangin ve restorasyonu hakkinda konusan Bilgi, "2010 yillarda burada bir yangin çikiyor, çatisi oldugu gibi yaniyor. Biz de üzülerek izlemistik. Çatisi oldugu gibi tutustu böyle yapilarin çatisi bir tutustugunda artik söndüremiyorsunuz. Mih dedigimiz çiviler tutuyor. O çiviler ates topuna dönüsüyor. Hemen etrafa siçramasina yol açiyor.
Çatiyla beraber oldugu gibi üst silueti maalesef yok olup gitmisti. Bu tarz atesler, Osmanli Dönemi'nde bilhassa kösklerin ve konaklarin da basinin belasiydi.
Bunlarla mücadele etmek için Osmanli, ahsap konaklarin aralarina yangin engelleyici tas duvarlar yapmisti. Bir konaktan baska konaga siçramasin diye. Burada da alt yapi tas oldugu için biraz daha üst yapi yangindan etkilenmisti.
Ama alttaki yapiya da biraz sirayet etmisti. Dönem dönem buralarin restore edilmesi ve geçmisten o birikimin, bilginin ve degerli müktesebatin gelecege tasinmasi gerekir. Burasi böyle ihmal edildi.
Trenlerin kullanilmasi esnasinda oralarin düzenli olarak belki belli periyotlarla bir restorasyonun olmasi gerekiyordu. Onlar ihmal edildi ve son dönemde maalesef yangin olayi o ihmalkarligin belki bir neticesi. Tam denetimin yapilmamasi, gerekli tedbirlerin alinmamasi sonucunda bunlar ortaya çikiyor.
Haydarpasa Gari’nin söyle bir önemi daha var. Bunlarin görüntüsüne bakiliyor rekonstrüksiyon dedigimiz, bazen sifirdan yapma oluyor. Veya görüntüye bakarak zarar almis köselerin yeni bastan yapilmasi söz konusu olabiliyor. Bir dönem burasi farkli amaçlarla degerlendirilecek gibi söylentiler çikiyor. Sonra bu söylentiler duruluyor. Buranin ticari amaçla kullanilmasindan vazgeçiliyor.
Ilginçtir burada arkeolojik bir buluntu çikiyor. Haydarpasa’nin bulundugu yerde. Arkeolojik buluntu Haydarpasa’yi kurtariyor. Artik bir sit alani ilan ediliyor. Bir tarihi yapinin göbeginde oldugu belli oluyor. Ve hemen ertesinde burayla beraber o tarihi yapinin da sit alanin da, arkeolojik kalintilarin da arastirilip yerinde onlarinda ihya olmasi için ugrasiliyor. Orada yalnizca Haydarpasa Gari degil, ayni zamanda Istanbul’un çok geçmisine dogru yolculuk yapacaginiz bir arkeolojik kalintinin da çalismasi devam ediyor" dedi.