Primer Biliyer Siroz (PBS) erkeklere göre ağırlıklı olarak 20 yaş üzeri kadınlarda görülen, otoimmün bir karaciğer hastalığı olarak bilinir. Karaciğerde yer alan küçük safra kanalının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan hastalıkla ilgili merak ettiklerinizi haberimizde bulabilirsiniz…
Primer biliyer siroz, karaciğerdeki safra kanallarının yıkımıyla giden kronik bir hastalık olup belirtilere ve hastalığın durumuna göre farklı yöntemler uygulanmaktadır.
Karaciğerde üretilen safranın; sindirimi kolaylaştırması, bazı vitaminlerin emilimi, atık maddelerin de vücuttan uzaklaştırılmasında büyük rolü vardır. Karaciğerde üretilen safra, safra kanalları ile karaciğerden uzaklaştırılarak safra kesesi ve bağırsaklara verilir.
Primer biliyer siroz, ya da yeni ismiyle primer biliyer kolanjit; karaciğerdeki safra kanallarının yıkımıyla oluşan kronik bir hastalıktır. Karaciğerden uzaklaştırılamayan safra bu kanallarda birikir ve karaciğerde hasara neden olur.
Daha çok deri altında, tipik olarak eklem ve göz çevresinde görülebilen yağ birikimine neden olan yağ emilim bozuklukları, primer biliyer sirozda en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Hastalığın ilk evresinde bu belirti ile birlikte hastada ishal, yağlı dışkı ve ani kilo kayıpları gözlenir.
Karın bölgesi, kaslar ve eklemlerde yaşanan ağrı ile birlikte söz konusu hastalığın belirtileri aşağıdaki gibidir.
gibi belirtiler görülür.
Hastalığın teşhisi veya tanısı dört tahlil ile gerçekleşir.
Kan tahlilleri: Bu testte karaciğer ve safra yollarının fonksiyonlarını gösteren biyokimya testlerinde bozukluklar kan tahlili ile fark edilir.
Serolojik testler: Burada bağışıklık sisteminin üretmiş olduğu antikorlar kanın içinde araştırılır. Otoimmun hastalıkların hepsinde serolojik test kullanılır.
Görüntüleme yöntemleri: Karaciğerde safra yollarının tıkanmasına sebep olabilecek taş ve kanser gibi birçok etken görüntüleme yöntemleriyle incelenir. Görüntüleme yöntemlerinde: Ultrason, BT, MR, MRCP gibi yöntemlere başvurulur.
Karaciğer biyopsisi: Karaciğer biyopsisi ince bir iğne ile karaciğerden küçük bir parça alınıp onun incelenmesi işlemidir. Bu yönteme nadiren ihtiyaç duyulur.
Primer biliyer sirozun tam tedavisi henüz mümkün olmasa da hastalığın ilermesini yavaşlatmak için etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların başında safra asitleri gelmektedir. UDCA (ursodeoksikolik asit) hastalığın tedavisinde en sık önerilen ilaçtır.
Hastalığın tam tedavisi henüz olmadığı için Tedavisinde de safra asidi olan ursodeoksikolik asit (UDCA) semptomatik, biyokimyasal ve histolojik bir düzelme sağlar. Kemik yoğunluğu ölçülerek vitamin eksiklikleri giderilmeye çalışır.
Hastalığının teşhis ve tedavisinde farklı birçok bölüm doktorları görev alabilir. Hastalığın ilk belirtisi olan kaşıntı ve yorgunluk ile genellikle aile hekimleri veya iç hastalıkları uzmanı doktorlara başvurulur.
Şayet tanı konulamıyorsa gastroenteroloji ve hepatoloji bölümüne hastanın gitmesi gerekir.
Hastalık, kronik bir hastalıktır. Hastalığın teşhisi erken ve tedavisi de erken başlanması durumunda karaciğerdeki hasarın büyümesi önlenebilir.
Tedavi edilemezse bu durumda karaciğerdeki safra kanalları yıkılır ve karaciğer fonksiyonları yavaş yavaş yitirilerek siroz gelişerek hastalığı karaciğer kanserine çevirir.
Birçok araştırma sonucunda hastaların yüksek protein alımına tahammül ettikleri gözlenmiştir. Buna rağmen düşük protein alımı, kas bozukluğu ekstra hepatik amonyak detoksifikasyon azalmasına rağmen birlikte gözlenir. Bu yüzden hastalara uzun süreli protein kısıtlaması önerilmez.
Sirozlu hastalarda vitamin eksiklikleri sık gözlenir. Bu sebeple hastalara daha çok suda ve yağda çözünen vitaminler önerilir.
Karaciğer hastalarının hepsine suda eriyen; B, C vitaminleri ve yağda eriyen A, D, E, K vitaminleri, çinko, demir, kalsiyum, magnezyum ve selenyum gibi mineral ve eser element destekleri uygulanır.
Bu hastalarda yağ emilimi yeterli olmadığı için yağ kısıtlanmamalıdır. Su ve tuz kısıtlaması, karında su toplanması (ascit), yaygın şişlikler (ödem) ve kanda tuz miktarının (sodyum) azalması durumlarında uygulanır.
Karaciğer hastaları, iştah azalmadığı sürece ek tuz almamaya özen göstermelidir.
Sıvı tüketimi maksimum günde 1-1,5 litre olmalıdır. Veya hastadan çıkan idrar miktarı ve serum elektrolitlerine göre tüketilecek sıvı miktarı ayarlanmalıdır.
Sirozlu hastalarda konstipasyon oluşumunu önlemek için diyet bol posalı olmalıdır.
Probiyotikler canlı mikroorganizma içeren gıda takviyeleridir. Simbiyotikler ise bu iki ürünün karışımlarıdır. Bu ürünler zararlı olduğu düşünülen bakterilerin kullandığı maddeleri tüketerek tedavi edici etki gösterirler. Öte yandan faydalı bakterileri arttırırlar.
Primer Biliyer Siroz hastaları;
gibi karaciğer kanserine sebep olan ikiliden uzak durmalı, sağlıklı ve dengeli bir diyete geçilmeli, tıbbi, bitkisel ve alternatif tedavi yöntemi denilen yöntemleri doktordan izinsiz kesinlikle uygulamamalıdır.