ABD Başkanı Donald Trump'ın dış ticareti yeniden kurgulama hamlesi, 5 Nisan 2025’te yürürlüğe giren yüzde 10'luk ek gümrük vergisi kararıyla küresel ticaret dengelerini büyük ölçüde etkiliyor. Türkiye’nin de bu vergi kapsamına alınması, ekonomistler tarafından dikkatle analiz ediliyor. Prof. Dr. Sefer Şener, kararın hem küresel finans yapısına hem de Türkiye ekonomisine yansımalarını değerlendirdi.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, dış ticareti yeniden şekillendirme amacıyla 5 Nisan 2025 itibarıyla, ABD’ye ihracat yapan tüm ülkelere yüzde 10 oranında ek gümrük vergisi uygulamaya başladı. Bu yeni uygulama, küresel ticaretin yönünü değiştirecek gibi görünüyor. Türkiye de bu vergi grubunda yer alıyor ve bu durumun potansiyel etkileri üzerine yapılan değerlendirmeler, önemli fırsatlar ve zorluklar barındırıyor.
TGRT Haber ekranında yayınlanan Bilmedikleriniz programında konuşan Prof. Dr. Sefer Şener konuya dair yaptığı açıklamalarda, yüzde 10'luk gümrük vergisinin Türkiye için avantajlı olabileceğini ancak uzun vadede ürün bazında stratejik tedbirler alınması gerektiğini belirtti. Trump’ın bu vergi uygulamasını müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullanacağı ve Çin'in karşılık vermesiyle vergi oranlarının daha da artabileceği vurgulandı. Türkiye'nin, bu durumdan yararlanarak ticaretini artırabileceği ve özellikle Amerika'ya ihracatını çoğaltabileceği ifade edildi.
Şener, "Ticaret Bakanı'nın çok yüksek ihtimalle Mayıs ayında ABD’ye bir ziyareti olacak. Bu ziyaret, ticaret tarifeleri konusunu yeniden gündeme getirebilir. Trump bu tarifeleri bir pazarlık aracı olarak kullanıyor. Bu durum Türkiye gibi ülkeler için fırsat sunabilir. Evet, %10’luk bir taban vergisi uygulanıyor, ancak bu bazı ürünlerde farklılaştırılabilir. Türkiye açısından bu gelişme olumlu görünüyor, sadece ihracat değil, genel ekonomik ilişkiler açısından da." dedi.
ABD ile 34 milyar doları aşan bir dış ticaret hacmimiz var. diyen Şener, "Son bir yılda 9,5 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektik, buna 2,5 milyar dolarlık konut satışı da eklenince toplam yaklaşık 11 milyar dolar ediyor.
Bu vergi avantajı, Türkiye’ye gelecek doğrudan yabancı yatırımları artırabilir. Çünkü Çin, Hindistan, Vietnam, Tayland gibi ülkeler ABD’ye ihracatlarını sürdürmek istiyorsa, avantajlı ülkelerden yapmaları gerekiyor. Sadece 11 ülke bu avantajlı grupta yer alıyor ve Türkiye bunların içinde üretim kapasitesi, yatırım çekme potansiyeli ve ihracat hacmiyle en güçlü aday konumunda. Bu da Türkiye’nin ihracatını önemli ölçüde artırma potansiyeli taşıyor." ifadelerini kullandı.
Şener, bunun yanı sıra Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir yer tutan Avrupa Birliği’nin, Amerika'ya yönelik uyguladığı yüzde 20’lik ek gümrük vergisiyle karşı karşıya kalmasının Avrupa ekonomisini olumsuz etkileyebileceğini ve bunun da Türkiye’nin Avrupa'ya yaptığı ihracatı sınırlayabileceğine dikkat çekti. "Ancak Türkiye, alternatif pazarlarla, özellikle Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarına yönelerek bu durumu aşabilir." diye konuştu.
Türkiye'nin ihracat çeşitliliği, bu tür zorluklara karşı önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor diyen Prof. Şener, Trump’ın bu vergileri uygulama kararının kısa vadede Amerika’nın lehine olduğunu ve ABD’nin günlük 2 milyar dolar ek gelir elde ettiğini belirtti. Ancak, bu durumun uzun vadede küresel ticareti olumsuz etkileyeceği ve bu uygulamanın bir süre sonra gevşetilebileceği öngörüldü. Trump’ın ticaret politikalarının, serbest ticareti savunan iş dünyasından karşılık bulsa da, seçim vaatlerinden biri olduğu için kısa vadede değişmesi beklenmiyor.
Türkiye için bu yeni durum, bazı zorluklar getirecek olsa da doğru stratejilerle ticaret hacminin artırılması ve diğer pazarlar ile ilişkilerin güçlendirilmesi mümkün görünüyor.