Yiyeceklerin ruh hali üzerindeki etkisi birçok bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır. Peki hangi besinler, ruh halimizi olumlu etkilerken depresyona sokan besinler neler? Aynı zamanda aile hekimi de olan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Mary Scourboutakos, mutlu beslenmenin formülünü 5 maddede açıklıyor...
Tatlı bir şeyin tüketilmesinden sonra gelen "şeker sarhoşluğu", yiyeceklerin ruh hali üzerindeki potansiyel olumlu etkilerinin bilinen bir örneği.
Buna karşın açlığın öfke veya huzursuzluk şeklinde kendini gösterdiği "açlıktan sinirlenmek" hissi , yediğimiz veya yemediğimiz şeylerin de olumsuz duyguları tetikleyebileceğini gösteriyor.
Son araştırmalar, kan şekeri dalgalanmalarının yediklerimizle hissettiklerimiz arasındaki bağlantıdan kısmen sorumlu olduğunu ispatlıyor. Hormonlarımız ve sinir sistemimiz üzerindeki etkileriyle kan şekeri seviyeleri kaygı ve depresyon için yakıt olabilir.
Ruh sağlığı karmaşıktır. Herhangi bir kişinin deneyimini nihayetinde belirleyen sayısız sosyal, psikolojik ve biyolojik faktör vardır. Ancak çok sayıda deneysel çalışma, diyetin özellikle kadınlarda depresyon ve anksiyete semptomları riskini önemli ölçüde etkileyebilecek biyolojik faktörlerden biri olduğunu ortaya koyuyor.
Sciencealert'e konuya ilişkin açıklamalarda bulunan beslenme ve diyet uzmanı Dr. Mary Scourboutakos antidepresan ilaçların bazı hastalarda işe yaradığını ancak bazılarında yaramadığını belirterek, "Bu nedenle, benim görüşüme göre, ruh sağlığı tedavi stratejileri beslenme de dahil olmak üzere her risk faktörünü hedeflemelidir" dedi.
Beslenme ile ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı kanıtlayan randomize (deneysel) kontrollü çalışmaların birçoğunda Akdeniz diyeti veya biraz değiştirilmiş bir versiyonunun test edildiğini belirten Scourboutakos, "Akdeniz diyeti tipik olarak bol miktarda sebze - özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler - meyve, zeytinyağı, tam tahıllar, baklagiller ve kuruyemişler ile az miktarda balık, et ve süt ürünleri ile karakterize edilir. Akdeniz diyetinin ruh hali üzerindeki etkisinden sorumlu olabilecek birçok özelliğinden biri de düşük glisemik indeksidir" ifadelerini kullandı.
İşte Mary Scourboutakos'un depresyondan uzak tutan beslenme ve diyet önerileri:
"Glisemik indeksin, yiyecekleri ve diyetleri kan şekerini yükseltme potansiyellerine göre sıralayan bir sistem olduğunun altını çizen Scourboutakos, "Bu nedenle, kan şekeri dalgalanmalarının ruh halini etkilediği gözlemine uygun olarak, kan şekerinde ani artışlara neden olan yüksek glisemik indeksli diyetler depresyon ve bir dereceye kadar anksiyete için artan riskle ilişkilendirilmiştir. Yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar arasında beyaz pirinç, beyaz ekmek, kraker ve fırınlanmış ürünler bulunur. Bu nedenle, bu yiyeceklerde yüksek diyetler depresyon ve anksiyete riskini artırabilir.
Diyet ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı açıklamak için birçok bilimsel öneri bulunmaktadır. Kan şekeri dalgalanmalarını ruh haliyle ilişkilendiren makul açıklama ise yiyeceklerin hormonlarımız üzerindeki etkisidir.
Ne yazık ki, şekeri yapay tatlandırıcılarla değiştirmek gibi basit çözümler bir seçenek değil. Araştırmalar, tüm işlenmiş gıdalar arasında, yapay tatlandırıcıların ve yapay tatlandırılmış içeceklerin depresyonla en güçlü şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir .
Kan şekeri seviyelerini dengelemenin en belirgin yolu şeker ve karbonhidrat alımını azaltmaktır. Ancak, tek yol bu değildir. Araştırmalar, basit değişikliklerin değişken kan şekeri dalgalanmalarını önemli ölçüde azaltabileceğini kanıtlamıştır.
Kan şekerini dengelemek ve ruh halini iyileştirmek için bazı stratejiler şunlardır:
Akılda tutulması gereken önemli bir nokta, ruh sağlığının karmaşık olmasıdır. Bu nedenle, belirli durumlarda, hiçbir diyet optimizasyonu, kişinin deneyiminin altında yatan sosyal ve psikolojik faktörleri ortadan kaldıramayabilir.
Bununla birlikte, kötü bir diyet kesinlikle bir kişinin deneyimini daha kötü hale getirebilir. Bu nedenle iyi beslenme özellikle zihinsel sağlığını iyileştirmeyi uman herkes için önemlidir. Araştırmalar, özellikle kadınların glisemik indeksin ve genel olarak diyetin etkilerine karşı daha duyarlı olduğunu göstermiştir.