Batsın Bu Dünya

GİRİŞ:
2024-08-12
saat ikonu 12:37
|
GÜNCELLEME:
2024-08-12
saat ikonu 12:37

Teknolojinin Distopik Yakın Geleceği ve İnsan Üzerindeki Psikolojik Etkileri üzerine düşünelim.
Günlerden bir gün, insanlık olarak öyle bir geleceğe uyanacağız ki, "Batsın bu dünya" dememek için kendimizi zor tutacağız. Teknoloji her geçen gün ilerliyor, gelişiyor, büyüyor ama bir yandan da bizi büyütüyor mu, yoksa küçültüyor mu diye sormadan edemiyorum. Şimdi hayal edin; sabah uyandınız, gözlerinizi araladınız ve ilk iş olarak yastığın altındaki telefonunuzu aldınız. Bir zamanlar "Günaydın" dediğimiz, "Nasılsın?" diye sorduğumuz sabahlar, yerini "Bildirim var mı?" merakına bıraktı. O ufacık ekranda kaybolan koskoca hayatlarımızdan bakalım nasıl görünüyormuş.

Bir zamanlar cep telefonları sadece arama yapmak içindi. Sonra kısa mesajlar geldi, Seni seviyorum mesajları atıldı. Ama şimdi, WhatsApp gruplarından çıkamayan, her mesajı Acaba kim ne yazmış? diye heyecanla bekleyen bir nesil olduk. Görüldü atmak diye bir şey girdi hayatımıza. Düşünsenize, sabah kalkıp ilk iş kahve yerine Instagram'da "Kim ne yapmış?" diye bakmak! Komik değil mi? Sosyal medyanın hayatımızın merkezine oturmasıyla, yüz yüze sohbetlerimiz bile emoji savaşlarına dönüştü. Artık her şeyi kalp, gülen surat ya da gözyaşıyla ifade ediyoruz. Gerçek hisler nereye gitti? Belki de teknolojinin en komik yanı, bizi kendimize yabancılaştırması.

Bir zamanlar akıllı telefon denince, "Bu telefonlar ne kadar zeki olabilir ki?" derdik. Şimdi ise evdeki ışıkları kapatan, kahvemizi yapan, hava durumunu bildiren, hatta bize günaydın diyen telefonlarımız var. Bir an düşündüğümüzde, "Bu cihazlar gerçekten akıllı mı, yoksa biz mi aptallaşıyoruz?" diye sormak gerekiyor. Akıllı saatler, kalp atışlarımızı takip ederken, bizim kalbimizin gerçek duygularını anlayabiliyor mu? Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı kadar, karmaşıklaştırdığını da fark ediyoruz. Akıllı cihazlar sayesinde her şey elimizin altında ama bir yandan da elimizden kayıp giden gerçeklik var. 
Binlerce fotoğrafının olmasına rağmen halen elin o eski fotoğraflara gidiyor değil mi? Sen de bizdensin dostum!

Sosyal medya platformları, insanların birbirleriyle daha fazla bağlantı kurmasını sağladı. Ancak, bu bağlantılar gerçek mi? Arkadaş listelerinde binlerce kişi olan ama yalnızlıktan yakınan bir nesil olduk. Artık arkadaşlarla buluşmak, kahve içmek yerine, birbirimizin paylaşımlarını beğenmekle yetiniyoruz. Sosyal medya, gerçek dostlukların yerini sanal dostluklara bıraktı. Ve bu sanal dünyada, kendimizi daha yalnız hissetmekten başka bir şey yapmıyoruz. "Batsın bu dünya" dememek için kendimizi zor tutuyoruz, çünkü sosyal medyada mutlu görünen herkesin aslında ne kadar mutsuz olduğunu biliyoruz. Tam öyle de demeyelim de :) Biraz olduğundan fazla gibi sanki demek ile yetinelim.

Gelecekte robotların hayatımızın bir parçası olacağı kesin. Ama bu robotlarla yaşam, bize mutluluk mu getirecek, yoksa daha büyük sorunlar mı? Düşünsenize, evde size hizmet eden bir robot var. Yemek yapıyor, temizlik yapıyor, hatta size arkadaşlık ediyor. Peki, bu robotla gerçek bir bağ kurabilir misiniz? Robotların bizi anladığını düşünmek, aslında büyük bir yanılgı. Onlar programlanmış makineler ve duygusal zekaları yok. Bu yüzden, gelecekte robotlarla yaşam, insan ilişkilerini daha da zayıflatabilir. Ve biz, kendimizi daha da yalnız hissedebiliriz. Kahve makinesi ile flört eden bile olabilir kim bilir :)

Teknolojinin bu kadar hayatımızın içinde olması, psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Sosyal medya bağımlılığı, FOMO; yani dışarıda kalma korkusu, trendi kaçırma hatta treni kaçırma gibi düşünebilirsiniz, dijital detoks ihtiyacı... Hepsi, teknolojinin yan etkileri. İnsanlar artık gerçek dünyadan kopuyor, sanal dünyada yaşıyor. Bu da, depresyon, anksiyete gibi sorunları artırıyor. Teknolojinin getirdiği bu psikolojik etkiler, aslında ne kadar ileriye gittiğimizi değil, ne kadar geriye düştüğümüzü gösteriyor. İnsanlar, gerçek duygularını ifade etmekte zorlanıyor, çünkü sanal dünyada her şey sahte ve yüzeysel. Tam böyle demeyelim de, çoğunlukla diyelim :)

Gelecekte teknoloji daha da ilerleyecek, hayatımızı daha da ele geçirecek. Ama bu, bizi daha mutlu yapacak mı? Yoksa daha da mı mutsuz edeceğiz? Bu sorunun cevabını zaman gösterecek. Ama şunu unutmamak gerekiyor ki, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insan ilişkileri, gerçek dostluklar ve duygusal bağlar her zaman daha önemli olacak. Teknolojiyi kullanmak, hayatımızı kolaylaştırmak güzel. Ama bunun dozunu kaçırmamak gerekiyor. Aksi takdirde, "Batsın bu dünya" demekten kendimizi alamayacağız. 

Teknolojinin getirdiği distopik yakın gelecekte, insanlar daha yalnız, daha mutsuz olabilir. Ama yine de, bu dünyayı daha yaşanabilir kılmak bizim elimizde. Gerçek dostluklara, insan ilişkilerine ve duygusal bağlara daha fazla önem vermeliyiz. Teknolojiyi kullanırken, insan olduğumuzu unutmamalıyız. Bu yazıyı okuyan herkese, "Batsın bu dünya" dememek için, gerçek dünyaya daha fazla önem vermelerini öneriyorum. Unutmayın, teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, bizi mutsuz etmek için değil. Gerçek dostluklar, gerçek duygular ve gerçek hayat her zaman daha değerli olacak.
Öyle demeyelim de! Yok yok diyelim, tam da öyle diyelim.

"Batsın bu Dünya"