Ekonomi, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için kurduğu en dinamik ve karmaşık sistemlerden biridir. Serbest piyasa ekonomisinin, bu sistemlerin en doğal ve etkili işleyiş biçimlerinden biri olarak tarihte defalarca kendini kanıtlamıştır. Rekabetin, girişimciliğin ve yeniliğin teşvik edildiği bu model, sadece ekonomik büyümeyi hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumun refahını arttırıyor ve bireylerin özgürlüklerini pekiştiriyor.
AK Parti’nin ilk dönemleri, Türkiye için serbest piyasa ekonomisinin bu faydalarını gözler önüne seren başarılı dönemler içinde iyi bir örnek olmuştur. Özellikle 2002-2010 yılları arasında, piyasa odaklı reformlar, Türkiye ekonomisini istikrarlı bir büyüme patikasına sokmuş ve uluslararası alanda güven veren bir yapı oluşturmuştu. Özel sektör yatırımlarının artması, yabancı sermayenin Türkiye’ye olan ilgisi ve finansal disiplinle şekillenen bu süreç, ekonomide altın bir dönemi temsil etmişti. Ancak son yıllarda bu başarıların gölgesinde kaldığı bir gerçek.
Devletin ekonomideki rolü hakemlik yapmak olmalı, oyunculuk değil. Hakem, kuralların adil bir şekilde uygulanmasını sağlar, ancak oyunun akışına müdahale etmez. Serbest piyasa ekonomisinin temel dayanak noktası da budur. Piyasa, kendi dinamikleri içinde arz ve talep dengesiyle fiyatları belirler. Devlet müdahalesi, bu doğal işleyişi bozabilir ve piyasa aktörlerinin güvenini sarsabilir.
Piyasanın doğal işleyişine zarar veren bir diğer unsur ise devlet içindeki kötü niyetli unsurlar ve piyasa dışı aktörlerdir. Bu noktada, devletin temel görevi, suistimalleri önleyecek ve denetimi etkin kılacak bir mekanizma kurmak olmalı. Bağımsız bir denetim mekanizması, hem devletin müdahale yetkisini suistimal etmeye çalışan bürokratları engeller hem de piyasa aktörlerinin rekabeti zarar görmeden faaliyet göstermesini sağlar.
Türkiye'nin ekonomik büyüme potansiyelini tekrar harekete geçirmek için serbest piyasa ekonomisinin ilkelerine sert bir dönüş şarttır. Özel sektör yatırımlarının önünü açacak, girişimciliği teşvik edecek ve uluslararası sermayenin güvenini yeniden kazanacak bir reform süreci başlatılmalıdır.
AK Parti, geçmişte bunu başardı. 2000'li yılların başında uygulanan serbest piyasa odaklı politikalar, Türkiye'yi güçlü bir ekonomik aktör haline getirdi. Bugün de aynı iradeyi göstermek, ekonomi yönetiminde pragmatizmi ve piyasa dostu politikaları öne çıkarmak gerekiyor.
Son olarak, serbest piyasa ekonomisinin faydalarını bir kez daha hatırlamakta fayda var:
Serbest piyasa, en kaliteli ürünlerin ve hizmetlerin en uygun fiyatlarla sunulmasını sağlayacak. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını mümkün kılacak. Yeni fikirlerin ve yatırımların önünü açarak ekonomik büyümeyi hızlandıracak ve Tabi en önemlisi vatandaşın ekonomik kararlarını özgürce verebildiği bir alan yaratacaktır.
Bugün, AK Parti’nin ekonomiyi yeniden serbest piyasa odaklı bir yapıya kavuşturması, geçmiş başarılarına dönerek Türkiye’yi yeniden uluslararası alanda güçlü bir ekonomik aktör haline getirmesi için bir çağrıda bulunuyorum. Bu dönüş, sadece ekonomik refahı artırmakla kalmayacak, aynı zamanda toplumsal huzurun ve istikrarın da en önemli teminatı olacaktır.
Serbest piyasa ekonomisine geri dönüş, hem vatandaşların hem de ülkenin kazanacağı bir reform hareketi olacaktır. Şimdi bu iradeyi gösterme zamanıdır.