Orta Doğu’da 7 Ekim 2023 de başlayan kırılgan süreç Suriye’deki sıcak gelişmelerle devam ediyor.
Arap baharının etkisiyle 2011 yılında birçok ülkede olduğu gibi Suriye'de de önce protestolar başladı. Sonra silahlar kullanıldı. Süreç uzadıkça kriz kanlı bir iç savaşa evirildi. Küresel, bölgesel ve devlet dışı aktörler ve terör örgütlerinin katılımıyla Suriye sahası büyük devletlerin hesaplaşmasına sahne oluyor. Suriye halkının çoğunluğunu oluşturan halkın iktidara geleceği endişesiyle Rejim ve diğer unsurların tüm zulümlere göz yumuldu. Kimyasal silahlar var şüphesiyle Irak'ı işgal edenler, işkencelerle, konvansiyonel ve kimyasal silahlarla yüz binlerce insanın katledilmesine rağmen Suriye rejimine karşı harekete geçmedi. Geriye yıkılmış bir ülke, legalize edilmeye çalışılan terör örgütleri, katledilmiş 1 milyon insan, bir o kadar da engelli, yurdundan koparılan milyonlarca mülteci, on binlerce parçalanmış aile, binlerce yetim ve öksüz ile insan ölümlerinin haber değerini yitirdiği acımasızlık kaldı. Böyle acımasız bir savaşa, acılara, dramlara ve olaylarda yeni bir sürece girildi.
27 Kasım’da İDİB’de bulunan Rejim karşıtı muhalif grupların Halep düzenledikleri operasyon saha dinamiklerinin yeniden değişmesine oluyor. Türkiye’nin “Kırmızı Kitap” olarak da bilinen Milli Güvelik Siyaset Belgesi’nde Suriye’de ve bölgede halkların varoluşsal yapısını tehdit eden risklerin ortadan kaldırılması hususunu unutmamak lazım.
Rejim karşıtı silahlı Muhaliflerin Halep hattından Hama’ya ilerleyişiyle birlikte rejimin elinde bulunan toprakların el değiştirdiğini görüyoruz. Bu süreç an itibari ile sadece kuzey hattında değil, ülkenin Ürdün sınırında Dera’da başlayan çatışmalarla güneye de sıçramış durumda. Yine bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG/SDG’nin sahada hareketlendirildiğini gözlemliyoruz.
Haritalar değişiyor
Sahadaki son duruma bakıldığında Halep de iki mahalel Şeyh Maksut ve Eşrefiye hariç tamamen muhaliflerin kontrolü altında. 2016 öncesi çatışma yaşayan bölgelerde binalar nerdeyse tamamen boş. Bunun yanında şehir merkezinde yaşam normalleşmeye başlamış .
Hama'da ise şehrin kontrolünde sonra muhalifler Humus’a yöneldi. Hama halkı bir sevinç içinde .
Esat karşıtı silahlı guruplar Humus’u 3 bölgeden kuşatsa da kent merkezine 2 km uzaklıkta durmuş durumdalar. Çatışmalar daha çok Humus’un doğusunda yaşanıyor. yöneliyor. Muhalifler şehri kuşatmaya çalışıyor.
Herşeyin başladığı Dera
2011 yılında ilk olayların başladığı Dera artık muhalif guruplar tarafından kontrol ediliyor. Rejim bölgede kontrolü keybetmiş durumda. Bunun yanında Suweyda da çatışmalar başladı. Böylece Rejim güneyden de sıkıştırılacak.
Yine bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG/SDG’nin sahada Deyrizor hattı ve Humus çölünde belirli alanlarda ilerledi. Yine ABD ÖSO’su olan El Tanaf’daki guruplar saha da hareketlendirildi. Böylece İran destekli unsurların Şam-Humus geçişi doğu çölünden kapatılmış oldu..
Hızla gelişen süreçte Türkiye’nin desteklediği SMO Tel Rıfat’a girdi ve olası Menbiç operasyonunun sinyalini verdi. Yine Tel Abyad ile Cerablus arasında kalan bölge Türkiye’nin diğer operasyon alanlarının başında geliyor.Türkiye sınırında oluşturmayı planladığı güvenlik kuşağının eksik alanlarını tamamlama hamleleri gelmeye başladı. Türkiye son gelişmelerle masada eli en güçlü ülke durumumda. Ankara’nın tüm diplomatik öngörüleri saha da yaşanıyor.
Sonuç olarak bir dikta rejiminin çöküşüne şahit oluyoruz. Humus hattı önemli muhalifler Humus’u alırlarsa bu bir Şam savaşı demek…