İnsan olmanın 'Sınırları'

GİRİŞ:
2024-12-09
saat ikonu 08:49
|
GÜNCELLEME:
2024-12-09
saat ikonu 08:49

Orta Doğu’da tarihe tanıklık ettiğimiz günlerden geçiyoruz. Yıllardır süren çatışmaların, sürgünlerin ve tarifsiz acıların ardından, bir dönem kapanıyor.

Suriye’de rejimin devrilmesi, sadece orada değil, buradaki milyonlarca sığınmacı için de yeni bir umut ışığı yaktı. Türkiye’de yaşayan Suriyeliler, ellerinde üç yıldızlı yeni bayraklarıyla kutlamalar yaptı, sokaklara coşku ve umut hakim oldu.

Ancak bu kutlamalara gösterilen tepkiler, toplum olarak nereye geldiğimizi sorgulamamıza neden oldu.

‘BAYRAĞI KAPATIN’

Geçtiğimiz günlerde bir tren istasyonunda, Suriyeli iki genç ellerinde bayrakla kutlamadan dönüyordu. Ancak çevredeki bir kişinin “Bayrağı kapatın” demesi üzerine gençler bayrağı hemen katladı. Gençlerin sevinçleri bir anda gölgelenmişti. Bu duruma dayanamayıp müdahale ettiğimde aldığım cevap şuydu: “Kutladılar geldiler, yeter.”

NEYİN ENGELİ?

Bu söz beni düşündürdü. Sadece birkaç dakikalık bir sevinç anına bile tahammül edemeyecek kadar mı yorgun, kırgın ve öfkeliyiz? Yıllardır sığınmacıların gitmesini isteyen bir toplum olarak, şimdi geri dönecekleri ihtimali belirdiğinde bile onların sevincine engel olmamız neyi gösteriyor?

EVE DÖNME UMUDU…

Belki de bu tepkinin ardında yılların birikmişliği var. Ekonomik zorluklar, sosyal gerilimler ve uyum problemleri, Suriyeliler üzerinden sembolleşmiş durumda. Ancak bu insanlar artık evlerine dönme umudu taşıyorlar. Bir ülkenin savaşla harap olmuş sokaklarını yeniden inşa etmek, yıllarca süren acılara rağmen umut etmek, kutlanmaya değmez mi?

‘ÖTEKİ’NE TAHAMMÜLSÜZLÜK

Toplum olarak birbirimizin sevincini paylaşmayı unuttuğumuz bir noktadayız. Suriyeliler giderken bile, onların gidişini sevinçle karşılamak yerine gerginlik yaratıyoruz. Peki, neden? Belki de bu, sadece Suriyelilere değil, genel olarak “öteki”ne tahammülsüzlükten kaynaklanıyor.

SEVİNCE ORTAK OLMAK

Bugün bayrak açan iki genç üzerinden düşündüğüm şey şu: Bu bayraklar birer sembol olabilir ama altında yaşayanlar insan. İnsanlar umut eder, sever, sevinir. Ve bu duygular, hiçbir sınır tanımaz. Onların sevinçlerine bir an olsun eşlik edebilmek, empati geliştirmek, toplum olarak bizi de rahatlatmaz mı?

DEĞİŞİM BELKİ DE İÇİMİZDEDİR

Bu olaydan sonra, hem bireysel hem toplumsal olarak şunu sormamız gerekiyor: İnsanların sevincine tahammül edemeyecek kadar körelmiş olabilir miyiz? Eğer öyleyse, belki de değişimin başlaması gereken yer, kendi içimizdir.